Korona Günlerinde Yemekle Terapi

Kendimizi bir distopyanın içinde gibi hissettiğimiz, tüm hislerimizin birbirine karıştığı, ebeveynlerimizi evde tutmak için savaş verdiğimiz çok ama çok garip günlerden geçiyoruz hep beraber.

Kriz bitiminde hala bir işimiz olacak mı endişesini aklımızın arka tarafına iterek çalışmaya devam ediyoruz. Gündemi takip etmemek için telefonumuzu uzakta bırakıp kitap okuyoruz. Bazılarımız salgın konulu filmler izliyor, bazılarımız biraz olsun bu konudan uzaklaşmak için bambaşka aktivitelere yöneliyor.

Bu yazı yazıldığı sırada mağaza ve AVM’lerin kapanması için resmi bir açıklama gelmedi. Ülkede vaka teşhis edildiği anda ise ilk kapanan yerler restoranlar, kafeler, lokantalar oldu.

TLC olarak işi gücü yeme-içme olan 4 kişilik minik bir ekibiz. Bizim için normal bir iş günü en az 3 farklı restoranı ziyaret etmek anlamına geliyor. Restoranların kapanmasını yüzde yüz haklı buluyoruz ve destekliyoruz. Yine de herkes gibi biz de kendimiz, ekibimiz ve çok sevdiğimiz müşterilerimiz için endişeleniyoruz.

Enseyi Karartmıyoruz!

Şimdi; endişeyi, kaygıyı ve korkuyu yazının üst kısmında bırakmamızın zamanı geldi. Uzmanlığı yemek olan bu küçücük ekibin, bu zor günlerde sizin için bazı tavsiyeleri var.

Kahveleriniz ve “diyet kaçamağında yerim, ortada durmasın” çikolatalarınız hazırsa başlayalım!

Yemek İyileştirir

Aslında, yemek birleştirir de. Ama ne yazık ki bu dönemde kalabalık sofraları bir süreliğine unutmamız gerekiyor. Sofralarda dostlar azalsa da, sadece yemek yaparak bile yemeğin iyileştirici gücünden yararlanabilirsiniz.

Şimdi biraz kendinize zaman ayırmanın ve içinize dönmenin vakti geldi. Yemek yapmak başlı başına “zen” bir eylem. Bir tarifi okumak, öğrenmek, harfiyen uygulamak insanın istese de, istemese de “anda” kalmasına yardımcı oluyor. Siz de bu dönemde telefonunuza kaydettiğiniz, internette gördüğünüz ya da annenizin tarif defterinde okuduğunuz, hep yapmaya niyetlendiğiniz ama bir türlü zaman bulamadığınız tariflerinizi deneyebilirsiniz. İster kolay bir salata olsun, ister teferruatlı bir et yemeği; havuç soyarken de, et marine ederken de “anda” kalacağınıza emin olabilirsiniz.

Zero Waste Akımı

Salgının sonuçlarını dehşet içinde izlesek de, bazı haberler gözümüze çarpıyor. Venedik kanallarına geri dönen kuğular, Çin’in hava kirliliğinin azalışı, dünyanın havasının temizlenişi, hiç görmek istemediğimiz bazı gerçekleri yüzümüze vuruyor. Çok tüketiyoruz ve tüketirken dünyaya zarar veriyoruz. Biz tüketmeyi azalttığımızda, doğa kendini iyileştiriyor.

Peki, biz evlerimizde bu sürece nasıl katkıda bulunabiliriz? Hepimizin dolaplarında kenarda köşede kalmış bir yarım limon, azıcık mercimek ya da kabın sonunda bir miktar yoğurt kalmıştır. İster yaratıcılığınızı konuşturun, ister internetten tarif bulun. Bazı sitelerde elinizdeki malzemeleri yazıp uygun tarifleri görebileceğiniz sistemler de var. Aynı zamanda bazı tarifleri de revize edebilirsiniz. Mercimek köftesini yeşil mercimekle deneyin ya da somon nisuaz’ı konserve ton balığıyla yapın. Sonuçta herkesin yemeğine kimse karışamaz, keyfinize bakın!

Sokak Hayvanlarına Yardım

Kriz dönemlerinde yardımlaşma sadece yardım edilene değil, yardım edene de iyi gelir. Bütüne fayda sağlar ve kolektif bilince katkı sunar. Biz kendi derdimize düştük düşeli, sokaktaki hayvanlar da mama bulmakta zorlanıyor. Onlara ayırdığımız bütçemiz ile belki kendi evimize stok yapmak istiyoruz. Bunların hepsi çok insani ve haklı güdüler. Ama insani olan bir diğer şey de, bize emanet olan canlılara yardım etmeye devam etmek.

Bunun için mutlaka marketten mama almanız gerekmiyor. Yemeklerinizi biraz fazla yapın, dondurucuda bekleyen tavuğu değerlendirin, küçücük bir plastik kaba biraz su koyun ve en azından acil ihtiyaçlarınız için sokağa çıktığınızda bunları hayvanlar için dışarı bırakın. Her gün köpek gezdirenler bunu daha sık da yapabilirler.

Yalnız köpeklere ve kedilere zararlı olan bazı gıdalar var. Örneğin köpeklerin soğan, sarımsak, domates vb. yememesi gerekiyor. Bu yüzden hayvanlar için de yemek hazırlayacak olursanız önden küçük bir internet araştırması yaparak onlara zararlı olmayan malzemeler seçmeniz önemli.

Skype Partileri – Yan Yana Olamasak da Birlikte Olabiliriz

Video konferanslar çalışan kesimin hayatının bir gerçeği haline geldi. Peki, neden bu aracı keyifli zaman geçirmek için de kullanmayalım? Küçük bir sofra kurun, bir kadeh şarap alın ve en sevdiğiniz arkadaşlarınızla küçük bir Skype partisi düzenleyin. Biz denedik, hiç fena olmuyor!

Bu virüsün en kötü yanı bizi sevdiklerimizden uzaklaştırması.  Dokunmak, sarılmak, öpmek temel ihtiyaçlarımızdan. Ama hem kendi sağlığımızı korumak hem de kimseye zarar vermemek için sosyal izolasyon kurallarına kayıtsız şartsız uymamız gerekiyor. Güvenli şartlar altında ebeveynlerinizin telefonlarına da video call uygulamalarını yükleyip onlara öğreterek aile bireyleriyle de geçici bir süre için bu şekilde bir araya gelebilirsiniz.

TLC ekibi olarak bu zorlu dönemi atlatmada bize yardımcı olan bazı uygulamalar bunlar. Size çok yemeyin, binge-eating yapmayın, kalorili yiyeceklerden uzak durun demeyeceğiz. Çünkü bazen hepimizin duygularını yemeye ihtiyacı var!

Kendinize dikkat edin, ellerinizi bol bol yıkayın, güvende kalın ve en önemlisi

EVDE KALIN!

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.

The Lifestyle Company is a marketing agency for lifestyle and hospitality brands. This is our food blog with the latest food trends and recipes from around the world.

FOLLOW US ON

 

Yazar olun

The Lifestyle Company’de yazılarınızın yayınlanmasını ister misiniz? Bizimle hello@thelifestyle.company adresinden iletişime geçebilirsiniz.